Background Image

Türkiye Aşı Enstitüsü

Son Eklenen Haberler

20 Mayıs Uluslararası Klinik Araştırmalar Günü Kutlu Olsun

Klinik Araştırmalar ya da Klinik Denemeler, sağlık alanında Ar-Ge’nin ve klinik kullanıma girecek insan sağlığının devamlılığı ve hastalıkların tedavisi için önemli bir unsuru olarak karşımıza çıkmaktadır. Ar-Ge temel olarak, araştırma ve deneysel geliştirme, insan, kültür ve toplumun bilgisinden oluşan bilgi birikimi ve deneyimin artırılması ve bu uzmanlığın yeni uygulamalar tasarlamak üzere kullanılması için sistematik temelde yürütülen yaratıcı çalışmalardır. Ar-Ge’nin temel kılavuzu olan Frascati Kılavuzuna göre klinik denemelerin Faz 1, 2 ve 3. Basamakları, bu kılavuzda geri bildirim Ar-Ge’si olarak karşımıza çıkmaktadır. Klinik araştırmalar, araştırma ve/veya pratik deneyimden elde edilen mevcut bilgiden yaralanarak yeni malzemeler, yeni ürünler ya da cihazlar üretmeye; yeni süreçler, sistemler ve hizmetler tesis etmeye ya da halen üretilmiş veya kurulmuş olanları önemli ölçüde geliştirmeye yönelmiş sistemli çalışmalardır. Klinik Araştırmalar bu kapsamda yer almaktadır. Klinik araştırmalar bilimsel ve akademik katkının yanı sıra ekonomik ve toplumsal katkı sağlamaktadır.

Potansiyel ilaçların, tıbbi cihazların, diğer tanı/tedavi ürün ve yöntemlerinin kamunun kullanımına sunulması için bu ürün/yöntemlerin güvenliliğinin ve etkililiğinin bir dizi araştırma ile ispatlanması gerekir. Gönüllü kişilerin katılımıyla gerçekleştirilen ve tıbbi bilgi elde etmeyi amaçlayan beşerî tıbbi ürünlerin araştırması, biyoyararlanım çalışması ve biyoeşdeğerlik çalışmasına klinik araştırma denir.

Skorbüt hastalığı, İngiliz Donanması için ciddi bir sağlık sorunuydu ve James Lind, donanma hekimi olarak uzun keşif gezilerine giden gemicilerin neden kaybedildiğini merak eder ve bu sorusunun yanıtını araştırmak için 1747 yılında bu hastalığın tedavisini denemek için yapılan uygulama ilk randomize kontrollü klinik araştırma olarak kabul edilmektedir. Modern klinik araştırmaların temelinin atıldığı bu sürecin başladığı 20 Mayıs 1747 tarihi klinik araştırmaların önemini vurgulamak için 1994 yılından beri kutlanmaktadır.

Klinik araştırmalar yeni tedavi yöntemlerini/ürünlerini araştırmanın yanında bilinen bir tedavi yönteminin/ürününün daha etkin kullanım şeklinin bulunması veya bu yöntem/ürünler hakkında daha fazla bilgi edinilmesi amacıyla da yapılabilir.

Yeni tedavilerin güvenli ve etkili olup olmadığının saptanması, gerekli dozların belirlenmesi, mevcut tedavilerinin etkilerinin ortaya konulması açısından klinik araştırmalar büyük önem taşımaktadır. Bununla birlikte hastaların tedavi sırasında ve sonrasında yaşam kalitesinin artması için çalışmalar yapılmaktadır.

Gönüllülük, bir bireyin maddi karşılık beklemeden, ailesi ya da yakın çevresi dışındaki insanların yaşam kalitesini artırmak ya da genel olarak toplumun yararına olduğu düşünülen bir hedefe ulaşmak için klinik araştırmalara katılmasıdır. Klinik araştırmalarda gönüllü birçok yönden güvence altına alınır. Öncelik her zaman, gönüllünün sağlığı ve güvenliğidir. Gönüllü olarak klinik araştırma çalışmalarına katılmanın hem hasta hem sağlıklı birey için koruyucu ya da tedavi edici olması açısından aynı zamanda araştırma ürününün geliştirilmesinde bilime ve topluma katkı sağlaması açısından da büyük önem arz etmektedir. Bu kapsamda, klinik araştırma paydaşları olarak birçok araştırmacı ve çalışma ekibi, destekleyici, düzenleyici otorite ve gönüllülerin birlikte çalıştığı oldukça geniş bir alandır.

Klinik Araştırmalar Gününde, yorulmak bilmeyen çabalarıyla bilimi ilerleten ve dünyanın dört bir yanındaki insanların yaşamlarını iyileştiren tüm klinik araştırma profesyonellerine ve araştırma gönüllülerine teşekkür ederiz. 20 Mayıs Uluslararası Klinik Araştırmalar gününü kutluyoruz.

Türkiye Aşı Enstitüsü, Preklinik, Klinik Araştırma ve Proje Koordinasyon Biriminin hazırladığı yazıyı aşağıda bulunan dokümandan ulaşabilirsiniz.

Klinik Araştırmalar Hakkında Mayıs 2025