Background Image

Türkiye Aşı Enstitüsü

Aşı Çeşitleri

Aşı; hastalık etkeni virüs, bakteri gibi mikroorganizmaların hastalık yapma özelliklerinin ortadan kaldırılması ile geliştirilen biyolojik bir üründür. Vücudun savunma mekanizmasını, hastalık yapabilme gücü kalmayan mikroorganizmanın tamamını ya da bir kısmını savunma sistemine tanıtarak, kişinin, hastalık etkenine karşı bağışıklık kazanıp, korunur hale gelmesini sağlar. 

Ülkemizde aşı üretimi için çalışmalar ilk olarak Osmanlı İmparatorluğu Döneminde başlamıştır. 1721 yılında İngiltere Büyükelçisinin eşi Lady Mary Montagu ülkesine yazdığı bir mektupta İstanbul’da çiçek hastalığına karşı “aşı denilen bir şey” (varilasyon metodu) yapıldığını hayretle bildirmektedir. Bu mektup aşı yapımına ilişkin ulaşılmış en eski belgelerden birisidir. 

1796'da İngiltere’de çiçek hastalığından korunmak için, İngiltere’ de kullanılan aşı geliştirildikten sonra, başarılı aşılar üretmek için farklı aşı üretim yöntemleri ortaya konulmuştur. Günümüzde, aşı üretim yöntemleri daha ileri düzeydedir ve dünyanın bulaşıcı hastalıklardan korunmasına yardımcı olmak için güvenilir ve gelişmiş üretim yöntemleri kullanılmaktadır.

"Aşı (vaccine) kelimesi, çiçek hastalığından korunmak için kullanılan, insanlarda hastalık yapma gücü çok düşük olan “Vaccinia virüs”ten türetilmiştir." 

Hedeflenen hastalığa neden olan, etkene (patojen olarak adlandırılır, genellikle bakteri veya virüslerin neden olduğu hastalıklar için aşı geliştirilebilir) bağlı olarak, etkili bir aşı oluşturmak için farklı aşı üretim yöntemleri kullanılır. Aşı geliştirmenin birden fazla yolu olduğu gibi aşı uygulamalarının da farklı uygulama şekilleri olabilir; en bilineni, iğne ile enjeksiyonlardır. Bununla birlikte damla şeklinde ağızdan verilen aşılar da bulunmaktadır. Ayrıca son yıllarda, burun spreyleri gibi daha yenilikçi yollar da kullanılmakta ve geliştirilmektedir.

Her birinin kendine özgü faydaları ve örnekleri olan farklı aşı üretim yöntemleri bulunmaktadır. 

Canlı Zayıflatılmış Aşılar

Canlı zayıflatılmış aşılar (atenüe aşılar olarak da adlandırılır), hastalık yapma yeteneği azalmış ya da tamamen kaybetmiş ancak çoğalma yeteneği devam eden canlı virüs veya bakterileri içerir. Canlı zayıflatılmış aşılar, çoğalma yeteneğine sahip oldukları için vücudun bağışıklık sistemi tarafından çok güçlü bir şekilde tanınır ve kuvvetle bağışıklık tepkisi oluşturur. Bu bakımdan avantajlıdır. 

Yararları: Bu tür aşılar canlı bir patojen içerdiğinden, bağışıklık sistemi bunlara çok iyi cevap verir ve genellikle patojeni çok uzun süre hatırlar. Hatırlatma dozlara veya destek aşılarına her zaman ihtiyaç duyulmaz. 

Avantajları ön planda olmakla birlikte hastalık yapamasalar da canlı oldukları için bağışıklık sistemi zayıf olan kişilere ve gebelere canlı aşılar önerilmez.

Örnekler: Kızamık, kabakulak ve kızamıkçık (MMR) aşısı, su çiçeği (su çiçeği) aşısı, çocuk felci aşısı (canlı damla aşı)

İnaktif Aşılar

İnaktif aşılar üretilirken, canlı bir patojen alınır, etkisiz hale, cansız hale getirilir. Filtreler ile saflaştırma yapılır ve içerisine yanıtı artıracak, bağışıklık sistemi tarafından tanınmayı kolaylaştıracak ürünler eklenerek aşı haline getirilir. Aşı bireye, enjeksiyon yoluyla verildiğinde, inaktif hale gelmiş patojen bir bağışıklık tepkisi oluşturacak kadar güçlüdür, ancak cansız veya parçalanmış olduğu için hastalığa neden olamaz. Bağışıklık oluşturmak ve tam koruma sağlamak için, cansız veya parçalanmış olduğu için bağışıklık sistemi tarafından birkaç kez gösterilerek tam cevap elde edilebilir bu nedenle genellikle birden fazla doz gerekir.

Yararları: İnaktif aşılar çok miktarda üretilebilir, cansız veya parçalanmış oldukları için daha güvenlidir.

Örnekler: Hepatit A aşısı, çocuk felci aşısı (inaktif), grip aşısı, Covid-19 Aşıları (TURKOVAC, CoronaVac)

Alt Birim Aşıları

Alt birim aşılar, inaktif aşılardır. Cansız patojenin tamamını değil sadece savunma sistemi tarafından tanınabilen bir parçasından yapılır, dolayısıyla herhangi bir canlı patojen içermezler. Bazı önemli alt birim aşılar, polisakkarit aşılar, konjuge aşılar ve protein bazlı aşılardır.

  • Polisakkarit aşılar, dış yüzeyi bir çeşit şeker tabakasıyla kaplı olan patojenik bakterilere karşı, bağışıklık yanıtı oluşturmak için bu dış yüzeyden bağışıklık sistemi tarafından tanınabilir kısmı içeren aşılardır. Bu tip aşılar, 2 yaşın altındaki çocuklarda tam olarak yanıt oluşturamayacağı için önerilmez.

  • Konjuge aşılar: Polisakkarit yapıdaki patojenik bakterilere karşı bağışıklık sistemi çok iyi cevap verememektedir. Bu bakterilerin bağışıklık sistemi tarafından tam olarak tanınamayan ama cevap verme olasılığı olan yapılarına bir başka protein ya da şeker yapısı eklenerek, bağışıklık sistemi tarafından daha kolay tanınabilir hale getirilmesiyle üretilirler. Böylece daha iyi yanıt alınır ve ayrıca 2 yaşın altındaki bebekler de cevap vererek korunur hale gelebilir. 

  • Protein bazlı aşılar, bir virüsün veya bakterinin yüzeyindeki bir proteinin bağışıklık sistemi tarafından tanınabildiği ve cevap verebildiği durumlarda sadece bu proteinin kullanıldığı aşılardır. 

  • Alt birim aşılar, iki yoldan biriyle yapılabilir: bakteri veya virüsün çoğaltılıp cansız hale getirilmesi ve sadece o birimin elde edilmesiyle veya rekombinant (ilgili yapının kodlama bilgisi alınarak kolay üreyen bir başka canlı mikroorganizma ki genellikle bir maya ya da laboratuvar ortamında üretilmesiyle) olarak. 

Yararları: Alt birim aşılar, tüm mikroorganizmayı değil, yalnızca bir patojenin belli bir parçasını içerir, bu nedenle hastalığa veya enfeksiyona neden olamazlar. Bu nedenle alt birim aşılar; küçük çocuklar, yaşlılar ve bağışıklığı baskılanmış kişiler gibi "canlı" aşı olmaması gereken kişiler için uygun hale getirir.

Örnekler: Haemophilus influenzae tip B (Hib) aşısı (konjuge), pnömokok aşısı (polisakkarit veya konjuge), hepatit B (rekombinant protein), aselüler boğmaca, MenACWY (konjuge).

Toksoid Aşılar

Bazı bakteriler salgıladıkları maddeler aracılığı ile hastalığa hatta kayıplara neden olurlar. Genel anlamda insana zarar veren bu salgılar toksin olarak adlandırılır. Toksin salgılayan bakterilerin bazılarının toksin salgılama özelliği olmayan ve çevrede de çok yaygın bulunan yakın benzerleri bulunur. Bu tür bakterilere karşı direkt olarak aşı geliştirmek çevrede de çok yaygın bulundukları için her zaman mümkün olmayabilir. Bu durumda toksinlere karşı bağışıklık sisteminin toksinleri tanıyarak onları etkisiz hale getiren antikorlar üretmesini sağlamak hastalıktan korunmayı sağlar. Difteri ve tetanoz aşıları bu çeşit aşılardır. Salgıladıkları toksinleri kimyasal ya da sıcaklıkla etkisiz hale getirerek bağışıklık sistemine tanıtmak ve bağışıklık sisteminin cevap verir hale gelmesini sağlamak hastalıktan korunmayı sağlar. Ancak düzenli hatırlatma dozu ihtiyacı duyarlar.

"Toksoid aşıların amacı, insanlara bu toksinleri aşılama yoluyla antikorlarla etkisiz hale getirmenin bir yolunu sunmaktır."

Yararları: Toksoid aşılar, özellikle tetanoz, difteri gibi bazı, toksinleriyle hastalık yapan etkenlerin neden olduğu hastalıkları önlemede etkilidir. Hatırlatma dozları genellikle her 10 yılda bir önerilir.

Örnekler: Tetanoz aşısı, difteri aşısı

Viral Vektör Aşıları

Viral vektör aşıları, bağışıklık sistemine tanıtmak istediğimiz mikroorganizmanın alt biriminin kodlama bilgisini, bireyin hücrelerinde alt birimin üretilmesini sağlamak için bireyin hücrelerine kod bilgisini taşımak için zararsız bir virüs kullanılması şeklindeki aşılardır. 

Yararları: Viral vektör aşıları genellikle güçlü bir bağışıklık cevabı oluşturur. Bağışıklığı korumak için hatırlatma dozuna ihtiyaç duyulabilir.

Örnekler: Ebola aşısı, COVID-19 aşısı (AstraZeneca ve Johnson & Johnson)

Mesajcı RNA (mRNA) Aşıları

Aşı teknolojisindeki en yeni alanlardan biri de mRNA aşılarının kullanılmasıdır. Bağışıklık sistemine tanıtmak istediğimiz mikroorganizmanın alt biriminin kodlama bilgisini, mRNA şeklinde hücrelere verilmesi temeline dayanır. Bir mRNA aşısı verildiğinde, RNA materyali vücudumuza virüse özgü, ancak kişiyi hasta etmeyen spesifik bir protein türünün nasıl yapılacağını öğretir. Protein, proteini tanıyan antikorların üretimini içeren bir bağışıklık cevabını oluşturur.

Yararları: Birçok aşıyı hızlı bir şekilde oluşturabilmek için çok güçlü bir teknik. Potansiyel olarak yeni bir antijeni hedeflemek için formülasyondaki mRNA'yı değiştirebilir ve nispeten hızlı bir şekilde çok sayıda aşı malzemesi yapılabilir.

Örnekler: Pfizer-BioNTech COVID-19 aşısı

"Aşılar, hasta olmadan vücudumuzun hastalık yapabilecek mikroorganizmaları tanımasını sağlamaktadır.

Aşılar, bağışıklık sistemimize, risk almadan, hastalıklardan korunmamızı öğretir.

Aşı olmamızın asıl amacı kendimizi ve toplumu hastalıklardan korumaktır."